Erciş Haberleri

Mehmet Öcalan: Ya suça ortak olacağız ya da insanlık görevini yerine getireceğiz

Açlık grevindeki tutukluların talebinin karşılanması için herkesi harekete geçmeye çağıran  Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, “Ya devletin işlediği insanlık suçuna ortak olacağız, ya da insanlık görevimizi yerine getireceğiz. Bu sessizlik kabul edilemez” dedi.

 Abdullah Öcalan’ın üzerinde devam eden tecridin son bulması için Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi 121’inci gününde. Aynı taleple Türkiye ve bölge cezaevlerinde 16 Aralık 2018 tarihinde başlayan açlık grevleri 83’üncü gününe girerken, 1 Mart itibari ile tüm cezaevlerine yayılan açlık grevi 8’inci gününe girdi.
Abdullah Öcalan ile 12 Ocak tarihinde kardeşi Mehmet Öcalan 2,5 yıl aradan sonra ilk kez görüştürülürken, bu görüşmenin ardından da aile ve avukatların yaptığı görüşme başvuruları reddedildi.
12 Ocak tarihinde Öcalan ile yaptığı görüşmenin sadece yaşam hakkını teyit etmek olduğunu dile getiren Mehmet Öcalan, en son yapılan aile görüşünün yasal dayanaktan uzak bir görüşme olduğunu dile getirdi. Normal şartlarda devletin kendi yasaları çerçevesinde cezaevlerinde iş günleri içinde belli gün ve saatlerde aile, arkadaş ve avukat görüşmelerini yaptırdığını, ancak ağabeyi ile yaptığı en son görüşmenin hafta sonuna denk getirildiğini belirtti. Öcalan, devletin zor durumda kaldığı için kuralları hiçe sayarak bu görüşmeyi gerçekleştirdiğine dikkat çekti.
‘DARBE HUKUKUNU ARAR OLDUK’
Ağabeyiyle yaptığı görüşmenin önemli olduğunu, ancak sorunu tümden çözmeye dönük atılmış bir adım olmadığını dile getiren Mehmet Öcalan, “Sorunun çözümü ve açlık grevlerinin son bulması için İmralı’daki tecridin tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor” dedi. Çok ağır bir süreçten geçtiklerini belirten Öcalan, sözün bittiği yerde olduklarını, bundan sonra yapılacak tek şeyin her alanda mücadeleyi yükseltmek olduğunu sözlerine ekledi. Türkiye’de siyasi atmosferin 12 Eylül 1980 döneminden bile daha ağır olduğunu vurgulayan Öcalan, “O dönem az da olsa bir hukuk sistemi vardı. Ancak bu dönem darbe hukukunu bile arar olduk. Hukuk sisteminin bu kadar ayaklar altına alındığı bir dönem yoktur” diye konuştu.
‘DEVLET TÜM KAPILARINI KAPATMIŞ’
Açlık grevinde bulunanların talebinin karşılanmasının güç bir şey olmadığına dikkat çeken Öcalan, “Leyla Güven ve cezaevlerinde bulunan tutuklular, Türkiye’nin kendi yaslarına uymasını istiyor. Yasalar önünde herkes eşit, ancak bu kağıt üzerinde kalıyor. Pratikte de bu yasalar uygulanmalı. Bugün İmralı’da başka bir hukuk devrede. Bu sistem içinde insani hiçbir şey yok. Bu yüzden açlık grevinde olan tutukların talepleri siyasi yönünden çok insani taleplerdir. Açlık grevinde bulunan tutuklular devlete ‘yasalarınıza uyun’ diyor. Bu talebe karşı devlet tüm kapılarını kapatmış durumda” ifadesinde bulundu.
‘AYDINLAR DAHA ÇOK ROL ALMALI’
Türkiye’de kendine aydın, demokrat diyen herkesin yapacağı şeyler olduğunu dile getiren Öcalan, aydın rolü biçilen herkesin İmralı tecridinin kaldırılması için mücadeleye daha fazla dahil olması gerektiğini sözlerine ekledi. Türkiye’de devrede olan anti demokratik uygulamaların kabul edilemez olduğunu belirten Öcalan, “Başta Leyla Güven ve açlık grevinde bulunan tüm tutuklular demokratik çözüme dair bir kapı açmak istiyorlar. Ancak devlet bu kapının açılmasını istemiyor ve bu kapının açılmaması için elinden gelen her şeyi yapıyor” şeklinde konuştu.
‘İŞLENEN İNSANLIK SUÇUNA AVRUPA ORTAK OLUYOR’
Gerek Avrupa Birliği (AB) gerekse İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) gibi uluslararası güçlerin bu soruna karşı adeta üç maymunu oynadığını dile getiren Öcalan, Avrupa’nın ve uluslararası kurumların sessiz kalmasının Türkiye devletinin işlediği insanlık suçuna ortak oldukları anlamına geldiğini vurguladı. Türkiye halklarına çağrıda bulunan Öcalan, “Vaktimiz çok daraldı. Türkiye’de demokrasi güçleri ve Türkiye halkları acilen harekete geçmeli. Biz bu insanları kaybedemeyiz. Cezaevlerinde her an bir ölüm haberi gelebilir ve bu anlamda bekleyecek fazla vaktimiz yok. Ne yapılacaksa bugün yapılmalı. Ölümler yaşandıktan sonra yapılacak her şey boştur. Bu insanların kaybedilmemesi gerekiyor” dedi.
‘SESSİZLİK KABUL EDİLMEZ’
Herkesin kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Öcalan, teoride herkesin çok şey söylediğini, ancak pratikte kimsenin bir şey yapmadığını ifade etti. Öcalan sözlerini şöyle noktaladı: “Bir insanlık dramı yaşanıyor. Herkesin çıkıp devlete ‘kendi yasalarına uy’ demesi gerekiyor. Çok geç olmadan harekete geçmeliyiz. Bu gün binlerce tutuklu açlık grevinde. Bunların sesine ses verecek olanlar bugün dışarıda. Ya devletin işlediği insanlık suçuna ortak olacağız, ya da insanlık görevimizi yerine getireceğiz. Açlık grevleri artık son aşamadadır. Bu sessizlik kabul edilemez. Herkes demokratik tepkisini ortaya koymalı.”
You might also like

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.